lenin vasiyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lenin vasiyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2013 Cumartesi

Kılavuzu Troçki olanın burnu burjuvaziden kurtulmaz(Brest-Litovsk ve askeri sorunlar)


Lev Troçki kimileri için bir deha, kimileri için bir hain, kimileri için bir Alman casusu olan Sovyet bürokratıdır. Troçki, Stalin’i sevmeyen hizipler tarafından hep örnek gösterilen figürlerden biri olmuştur. Özellikle Sovyetlerin 1991’de yıkılmasından sonra bu hizipler ‘Troçki haklıydı devrim tek ülkede olursa asla başarıya ulaşmıyor’diye veryansın edip Troçki’yi geleceği gören adam olarak ilan ettiler. Bu hiziplerin haksız olduğunu Troçki’nin Hayatım kitabının eleştirel bir okumasıyla çürütebiliriz. Troçki eğer Sovyetlerin mutlak hakimi olsa ne gibi felaketler çıkacığını aşağıda göreceğiz. (Bir makale yazdığımızdan dolayı Troçki’nin bu hatalarını Brest dönemi ve Kolçak sorunu ile sınırlandırmış bulunmaktayız. Buna rağmen makale çok uzun olacaktır). Troçki Brest’te barış yapmamak için can atarken siperlerin durumu şöyle idi:

“Brest-Litovsk’a giderken cephe çizgisini ilk olarak geçiyordum, siperlerde bulunan ve bizim gibi düşünen arkadaşlar, Almanya’nın korkunç isteklerine karşı, pek önemli olmasa bile bir gösteri düzenleyecek durumda değildiler: siperler hemen hemen boştu. Buchanan- Kerenskiy sınamasından sonra, kimse savaş hazırlığı sözünü ağzına almıyordu artık. Barış, nasıl olursa olsun barış!” (Troçki,hayatım,sayfa:404,Yazın Yayıncılık)

Düşünün cephede siperler boş ve Troçki barış yapmamak ve işi yokuşa sürmek için elinden geleni yapıyor. Bu ne demektir? Alman işgaline ortam hazırlamak ve Alman emperyalizmine yardım etmektir. Troçki’nin işi yokuşa sürüklemesinin akışı şöyle gerçekleşmiştir:

“ General Hoffman’ın kurmayı esirler için Ruski Vestnik adında bir gazete çıkarıyordu: bu gazete ilk zamanlar bolşevikleri göklere çıkarmaktaydı. “Okuyucumlarımız, diye yazıyordu Hoffman, bizden Troçki’nin kim olduğunu soruyorlar…” Ve insanın yüreğine işleyen sözlerle benim Çarlığa karşı verdiğim savaşı anlatıyor, Almanca kitabım Russland in der Revolution’u anıyordu. “Devrim dünyası mutlu kaçışını büyük bir coşku ile öğrenmişti.” Ve daha ötede şunlar yazılıyordu: “Çarizmin devrilişinden sonra, Troçki uzun yıllar kaldığı sürgünden döndü ve az sonra da Çar rejiminin gizli taraftarları onu hapse attılar.” Sözün kısası, Prusya’da Bavyera prensi Leopold ile Hoffman’dan daha coşkun devrimci bulunumazdı. Bu sevgi uzun sürmeyecekti. 7 şubat toplantısında, ki hiç de dostça bir toplantı değildi, şunları söyledim Alman ve Avusturya-Macaristan resmi basınının bize vaktinden önce övgüler düzmüş olmasından üzüntü duymaya başladık. Barış görüşmelerinin iyi yürümesi için hiç de zorunlu değildi bu.” (Troçki,hayatım,sayfa:386,Yazın Yayıncılık)

Diplomasiden bi haber Troçki bütün barış görüşmelerinde onu bunu bozarak işi yokuşa sürüklüyordu. Hatta kendisine nezaketen yapılan kitaplarınız karşılığı şu insanlara ayrıcalık tanıyın denilen diplomatik teklifi getiren Almanı tersliyordu. Troçki’nin bu tutumu ancak masaya oturan güçlü bir taraf iken yapılacak bir harekettir. Yoksa sonuçları felaket olacaktır. Troçki şu sözleriye kime hizmet etmektedir?

“Brest-Litovsk’a işte bu düşüncelerle ve şöyle özetlenebilecek formülle geliyordum:savaşı keseceğiz, askerkere tezkere vereceğiz, ama barışı imzalamayacağız.” (Troçki,hayatım,sayfa:405,Yazın Yayıncılık)

Cephede asker yok iken üstelik bunun üstüne askere tezkere verip cepheyi bomboş bırakma planı yapan Troçki’ye sormak lazım barış yapmadığın takdirde Almanların saldırmayacağının bir garantisi var mı? Yok tabi ki ama burada  Troçki’nin can simidi burada devriye giriyor ‘Dünya devrimi!’

“Lenin’e durumu  yazı ile bildirdim “Moskova’ya geldiğinizde görüşürüz” diye cevap verdi. Kanıtlarımı ortaya koyduğum zaman da şöyle dedi:
Lenin-Eğer general Hoffman üzerimize yürüyebilecek durumda değilse pek ala. Ama bu umut azdır. Bayera kulak’ları arasından seçme alaylar çıkarabilirler. Bize karşı bu kadarı yetmez mi? Siz kendiniz söylüyorsunuz ki siperler boşalmıştır. Ya Almanlar saldırıya geçerlerse?
Troçki- O zaman barışı imzalamak zorunda kalırız. Ama herkes anlar ki başka çaremiz kalmamıştır. Bizim Hohenzollern’le gizli ilişkilerimiz masalı da böylece ortadan kalkmış olur.
Lenin- Doğru, bunun da yararı var elbet. Ama çok tehlikeli. Alman devriminin zaferi için bizim mahvolmamız gerekiyorsa, bunu yapamayız. Alman devrimi bizimkilerden çok daha önemli olacaktır. Ama ne zaman olacak bu devrim? Kimse bilmez. Bu gün için dünyada bizim devrimimizden daha önemli bir şey yoktur. Ne yapıp yapıp onu kurtarmak gerekir.” (Troçki,hayatım,sayfa:405-406,Yazın Yayıncılık)

Lenin, Troçki’nin bizzat kendi satırlarıyla yazdığı cümlelerde bile Sürekli devrime karşı çıkıyor. Troçkistlere sormak lazım. Nasıl Troçki okuyup Lenin’le Troçki’nin aynı düşündüğüne kanaat getiriyorsunuz? Pes! Troçki bazı şeyleri gizliyor. Almanlar şu sözü söyledikten sonra neden saldırmasınlar?

“Hiç şüphesiz Kühlmann, kuliste kendilerine, bizim zaten birkaç haftalık ömrümüz olduğunu, bu kısa süreden yararlanarak, sonuçları bolşeviklerden sonra gelecek olanların sırtına çökecek bir “Alman” barışını çabucak elde etmek gerektiğini söylemekte idi.” (Troçki,hayatım,sayfa:397,Yazın Yayıncılık)

Troçki bu koşullara rağmen barış yapmıyor ve utanmadan Lenin’le aynı düşünüyorum diyor.

“ Parti içinde çekişme günden güne kızışıyordu. Sonradan yayılan sözlerin tersine, çatışma benimle Lenin arasında değil, Lenin’le partinin yönetici örgütünün ezici çoğunluğu arasında idi. Tartışma konusu olan belli başlı sorular şunlardı: Bu gün için bir devrim savaşı yapabilir miydik ve genel olarak devrimci bir hükümetin emperyalistlerle bir anlaşma yapması doğru olur muydu? Bu iki noktada tastamam ve aynen Lenin’in yanında idim, ikimiz de birinci soruya hayır, ikincisine evet diyorduk.” (Troçki,hayatım,sayfa:406,Yazın Yayıncılık)

Troçki yalan söylüyor madem aynı görüşteydin neden barış antlaşmasını imzalamadın? Diye sormak gerek. Aşağıda da göreceğimiz gibi 20.yy’ın Brütüs’ü(Troçki) Lenin’i arkadan bıçaklayacaktı:

“ 17 Şubatta merkez komite toplantısında Lenin oylama yaptı “Bir Alman saldırısı karşısında kalırsak ve Almanya’da bir devrimci ayaklanma olmazsa, barış yapacak mıyız?” Böyle temel bir soruda, Buharin ve taraftarları çekimser oy kullandılar. Krestinskiy de onlara katıldı. Yoffe hayır dedi. Lenin ve ben evet dedik. Ertesi sabah Lenin’in barışı imzalamaya hazır olduğumuzu bildiren bir telgraf çekilmesi için yaptığı öneriye karşı oy kullandım.” (Troçki,hayatım,sayfa:412,Yazın Yayıncılık)

Ne kadar da aynı görüşten olan insanların birbirlerine yapacakları hareketleri yapıyor Troçki Lenin’e. Tabi ki biz “Stalin’i seven insanlar kötü niyetliyiz” o yüzden böyle şeyler yapıyoruz hiç “iyi niyetli bir insan” buradan benim çıkardığım sonucu çıkarır mı? Polyanacılığın gereği yok. Troçki Lenin’i rakibi olrak görmekte ve her fırsatta onun kuyusunu kazmak istemektedir. Troçki’nin işi mundar ettikten sonra kankası Buharin’in ona sarılıp ağlaması bir fayda getirmiyor:

“ Toplantıdan çıktığımızda, Smolnıy’in uzun koridorunda Buharin beni yakaladı, kollarını boynuma dolayıp boşandı, hüngür hüngür ağlamaya başladı.
-  Biz ne yapıyoruz! Diyordu, partiyi tezek yığını haline getirdik! Gözü suludur Buharin’in genellikle, natüralist deyimleri de sever. Ama bu sefer durum sahiden kötüydü. Devrim örsle çekiç arasında kalmıştı.” (Troçki,hayatım,sayfa:414,Yazın Yayıncılık)

“ Deleglerimiz 3 Martta barış andlaşmasını okumadan imza etti. Clemenceau’nun düşündüğünden de beter bir şeydi bu Brest barışı, darağacı düğümü gibi bir şey. 22 Martta Reichstag andlaşmayı onayladı.” (Troçki,hayatım,sayfa:414,Yazın Yayıncılık)

Troçki’yi üstün ileri görüşlülüğünden dolayı tebrik ediyorum bir insan ancak bu kadar iyi ülkesine hizmet eder! 
Görüldüğü gibi önder Troçki olsa imiş Sovyetler 2 sene yaşaması bile mucize olacakmış. Troçki kontrol altında bu kadar felakete yol açıyorken, siz düşünün bu akıl hastanesinden kaçmış adamın Sovyetlerin başında olsa ülkenin geleceği nasıl olabilirdi diye?

Hastahane kaçkınından Stalin’e saldırılar

“ Stalin’in tutumu neydi? Her zaman olduğu gibi, bir tutumu yoktu. Bekliyor ve bir şeyler tasarlıyordu. Bana başıyla Lenin’i gösterip “İhtiyar barış sevdasında, ama yapamayacak” diyordu. Sonra Lenin’e koşuyor, şüphesiz onun için bana söylediklerini benim için de ona söylüyordu. Stalin hiçbir yerde ağzını açmıyordu. Sözüne kulak asılmazdı. Benim baş kaygım, yani bu barış işindeki tutumumuzun dünya proletaryası tarafından iyice anlaşılması noktasındaki didinişim, onun gözünde ikinci sıradan bir işti. Onu ilgilendiren “bir tek ülkede barış”dı, nitekim sonraları da “tek bir ülkede sosyalizm” diyecekti. Son oylamada Lenin’e oy vermişti. Ancak birkaç yıl sonradır ki, Troçkizme karşı daha iyi savaşabilmek için, Brest olayları üzerine bir görüş edinmek gereğini duymuştur.” (Troçki,hayatım,sayfa:417,Yazın Yayıncılık)

Daha önceki Troçki eleştirilerimizde Stalin’in tek bir ülkede sosyalizm derken bunun nihai zaferi dışlamadığını söylemiştik. Ayrıca bu düşüncenin Lenin’e ait olduğunu da bildirmiştik. Üstelik şaşılacak bir şey söz konusu, yukarıda Troçki Lenin’le dialogunu verirken bunun tek ülkede sosyalizm düşüncesini yansıttığını nasıl anlamıyor? Herhalde yanlışlıkla koydu diye düşünmeden kendimi alamıyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse Troçki ne yazdığını bilmeyen bir dengesizdir. Stalin’in adını duyunca kuduz köpekler gibi ona buna saldırmakta ve Stalin’in olmayan teorileri, Stalin’inmiş gibi gösterip Stalin’e hakaret etmektedir. Halbuki bu teori Lenin’in teorisidir. Bu Troçkinin ilk yanlışıdır. İkinciye aşağıda değineceğiz ama önce Lenin’in bu konudaki görüşünü verelim:

 Bununla birlikte, daha gelişmiş ülkelerde sosyalist devrim zafere ulaşıncaya dek dayanmak, sadece bu düşünceye olan güvenin yardımıyla dayanmak kolay değil, Batı Avrupalı kapitalist güçler, kısmen bilerek, ve kısmen bilinçsizce, ülkeyi ellerinden geldiği kadar yıkıma uğratmak için Rusya'daki iç savaş unsurlarını kullanarak bizi geriye püskürtmek için yapabilecekleri her şeyi yaptılar. Biraz da şöyle tartışıyorlardı. "Eğer Rusya'daki devrimci düzeni yıkamazsak, her halükarda, onun sosyalizme doğru ilerlemesini engelleyeceğiz:". Batı Avrupalı kapitalist ülkeler sosyalizme doğru gelişimlerini tamamlayıncaya dek dayanabilecek miyiz? Onlar bu gelişimlerini, sosyalizmin yavaş yavaş "olgunlaşması" yoluyla değil, bazı ülkelerin diğerlerini sömürmesi yoluyla, emperyalist savaşta yenilen ülkelerden ilkinin sömürülmesi ile birlikte Doğunun tümünün sömürülmesi yoluyla  tamamlıyorlar.  Mücadelenin sonucu Rusya'nın, Hindistan'ın, Çin'in vb. dünya nüfusunun ezici çoğunluğunu meydana getirmeleri olayına bağlıdır. Ve birkaç yıldan beri de inanılmaz bir hızla kurtuluşu için mücadeleye sürüklenen bu nüfus çoğunluğudur; bu bakımdan, dünya çapındaki mücadelenin sonucundan hiç kuşku duyulamaz. Bu anlamda sosyalizmin kesin zaferi, mutlak bir biçimde ve bütünüyle güvence altına alınmıştır. Ama bizi ilgilendiren hiç de sosyalizmin kaçınılmaz nihai zaferi değildir. Bizi, Rusya komünist partisini, Rusya Sovyetleri iktidarını ilgilendiren, Batı Avrupa'nın karşı-devrimci devletlerinin bizi ezmesini engellemek için izlememiz gereken taktiktir.” (Lenin,İşçi Sınıfı ve Köylülük,Az Olsun Temiz Olsun,Sayfa:461-464,Sol Yayınları)

Lenin’in görüşü çok net. Şimdiki konumuz ise yukarıdaki ikinci hata olan Stalin’in tutumu olmadığına yönelik eleştiridir. İdrak yoksunu Troçki 11 Şubatta masadan kalkarken bundan bir ay önce 11 Ocakta Stalin görüşünü dile getirmişti:

“Stalin yoldaş, devrimci savaş şiarını kabul etmekle emperyalizmin eline koz verdiğimiz görüşündedir. Troçki’nin tavrını bir görüş açısı olarak nitelendirmek imkansızdır. Batıda devrimci bir hareket yoktur, devrimci bir hareketi söz konusu yapan hiçbir olgu mevcut değildir, bu sadece potansiyel olarak vardır; fakat biz saldırı pratiğimizde potansiyellere güvenmeyiz. Almanlar bir saldırı başlattıklarında, bu bizde karşı-devrimi güçlendirecektir. Almanya kendi Kornilov birliklerine ‘Muhafızlar’ sahip olduğu için, saldırabilcektir. Ekim’de emperyalizme karşı kutsal savaştan söz ediyorduk, çünkü bize tek başına ‘barış’ sözcüğünün bile, Batıda devrimi başlatacağı söyleniyordu. Ancak bu doğrulanmadı. Bizim gerçekleştirilmesi için zamana ihtiyacımız var. Eğer Troçki’nin politikasını kabul edersek, Batıdaki devrimci hareket için en kötü koşulları yaratmış oluruz. Bu yüzden Stalin yoldaş, Lenin’in Almanlarla barış yapma teklifinin kabul edilmesini öneriyor.”(Stalin Eserler cilt:4,sayfa:38,RSDİP(B) Merkez Komitesi Oturumunda Almanlarla Barış Sorunu Üzerine Konuşma,11 Ocak 1918, İnter yayınları)

“Biz kötü niyetliyiz!” Hay Allah görüyormusunuz gene “Troçki’yi yanlış anladık” Troçki’yi sevenlere sözüm şudur: Sizi gidi yalana tapıcılar sizi! Stalin’le aranızdaki sorun şimdi anlaşıldı çünkü o yalan söylemiyordu ve bu da sizin inançlarınıza aykırı tabi. İşte şimdi taşlar yerine oturdu!

Akıl Hastanesinden Kaçmış Bir Adamın Halüsinasyonları

“Voroşilov’un resmi biyografisinde 1914-1917 arası boş bırakılmıştır; bugünkü yöneticilerin pek çoğu için de böyledir. Çünkü bunlar savaş yıllarında yurtsever kesilmişler, devrimci eylemden ellerini çekmişlerdir.” (Troçki,hayatım,sayfa:463,Yazın Yayıncılık)

“Bunlar aşırı devrimci demokratlardı, ama hiçbir zaman enternasyonalist olmamışlardı. Genel bir kural olarak şöyle bir şey söylenebilir, bolşeviklerin savaş yıllarında yurtsever ve Şubat devriminden sonra demokrat olanları şimdi Stalin nasyonel sosyalizminin partizanları olmuşlardır. Voroşilov da bunlardan birisidir.” (Troçki,hayatım,sayfa:463-464,Yazın Yayıncılık)

Ah be Troçki! Ah be halüsinasyon gören meczup! Kendi anılarını Voroşilov’la karıştırıyorsun. Yemin ederim Sovyetler zamanında yaşasaydım bunun akli dengesi yoktur diye suikaste kurban gitmene karşı çıkardım. Bak bakalım Lenin amcan senin için ne diyor?

“Peki, ya bu yenilgi “şiarı”nın yerine ne önerilme isteniyor? “Ne zafer, ne yenilgi” parolası. Fakat bu, “anavatan savunması” parolasının değişik bir yazımından başka bir şey değildir! Bu ise, sorunu kendi hükümetine karşı ezilen sınıfların mücadelesi alanına değil, hükümetler arası savaş alanına taşımak demektir.Bukovoyed ve Troçki ile birlikte “ÖK”cılar “Ne zafer, ne yenilgi” parolasını savunurken tümüyle ve bütünüyle David’in zemininde duruyorlar! Savaştan önce İtalyan sosyal-demokratları kitle grevi sorununu ortaya attıklarında burjuvazi –kendi açısından son derece haklı olarak- şu yanıtı verdi: Bu vatana ihanet olacak ve sizlere de hainlere davranıldığı gibi davranılacaktır. Bu gerçektir, tıpkı siperde askerlerin kardeşleşmesinin vatana ihanet anlamına geldiği gibi. Kim Bukvoyed gibi “vatana ihanet”e ve Zyemkovski gibi “Rusya’nın çöküşü”ne karşı yazılar yazıyorsa, o proleter bakış açısını değil burjuva bakış açısını savunuyor demektir. Bir proleter “vatana ihanet” etmeden kendi emperyalist “büyük”gücünün çöküşüne katkıda bulunmadan, ne kendi hükümetine bir darbe vurabilir, ne de kardeşine “bizimle” savaş içinde olan “yabancı” ülkenin proleterlerine gerçekten alini uzatabilir. Kim “Ne zafer, ne yenilgi” şiarını savunuyorsa, o bilerek ya da bilmeyerek bir şovenisttir, en iyi ihtimalle uzlaşmacı bir küçük-burjuva, ama her halükarda proleter politikanın bir düşmanı, bugünkü hükümetlerin, bügünkü egemen sınıfların bir yandaşıdır.”(Lenin,Seçme eserler cilt:5,sayfa:156-158,İnter yayınları)

Bu garip atışmanın nedeni ise Troçki’nin Çariçin’de Stalin ve Voroşilov’la yaşadığı polemiktir. Aralarındaki sorun Troçki’nin en çok cepheneyi Çariçin’e(Stalingrad) göndermelerine rağmen neden Stalin’in hala zafer kazanmadığı yönünde yaptığı eleştiriden gelmekte. Ve Troçki tartışma sonunda elinizdekiyle yetinin demektedir. Ayrıca “emirlerime” uyulması yönünde Voroşilov ve Stalin’i tehdit etmektedir. Stalin, Lenin’e mektubunda şöyle demektedir:

“ Eğer bize pilotlarla birlikte uçak, tank ve onbeşlik toplar vermezseniz, o zaman Çariçin cephesi tutunamayacaktır ve demiryolunu uzun bir süre için kaybedeceğiz”(Stalin, Eserler cilt:4,sayfa:117,İnter Yayınları)

Lenin bir zaman sonra Stalin’e hak vermiştir:

“ Stalin bu gün geldi; Çaritsin’deki birliklerimizin kazandıkları üç büyük zaferin haberini getirdi.(1) Stalin üstün değerde ve eşsiz savaşçılar saydığı Voroşilov ve Minin’i yerlerinde kalmaya ve merkezin emirlerini tamamıyla uymaya razı etmiştir; bunların hoşnutsuzluklarının tek nedeni, Stalin’e göre, fişek ve cephane gönderilmesinde görülen gecikmeler ya da bunların hiç gönderilmemesidir, maneviyatı pek iyi olan ikiyüzbin kişilik güçlü bir ordu olan Kafkas ordusu da sırf bu yüzden kaybedilmiştir.(2) Stalin güney cephesinde çalışmayı çok istiyor. Düşüncesinin doğruluğunu iş başında ispat edebileceğini umuyor.”  (Troçki,hayatım,sayfa:467,Yazın Yayıncılık)

Troçki Lenin’den bu alıntıyı verdiğinde iki dipnot koyuyor ve Stalin’i kıskanıyor:

“ 1 Bu “zaferler” gerçekte ikinci sıradan başarılardan başka bir şey değildi.
  2 Bu partizan ordusu dövüşecek halde değildi ve ilk yumrukla dağılıvermişti.” (Troçki,hayatım,sayfa:467,Yazın Yayıncılık)

İlk dipnot kıskançlığın bir göstergesidir. İkincisi ise daha ağır bir suçun yani orduyu savaşamayacak durumda bıraktığı için Stalin’in doğru uyarılarını dinlemediği için Troçki suçludur. Troçki Stalin’in sözde küçük zaferine göndermede bulunuyor fakat Kolçak sorununda takındığı tutum Uralları Kolçak’a bırakıp Volga’nın Kolçak’ın eline geçmesine sebep olacak planı, askeri ve diplomatik başarısızlıklarında da aynı sert eleştirileri kendisi için yapmıyor. Hep ‘hataydı’ ‘hatamı kabul ediyorum’ gibi laflarla işten sıyrılmaya çalışıyor. Ayrıca Kolçak konusunda hatasını kabul ettikten sonra (bknz: Troçki, hayatım,sayfa:476) bir bakıyorsunuz iki sayfa çeviriyorsunuz “Benim savunduğum plan bunun tam tersiydi” diye bir fırıldaklığa şahit oluyorsunuz. Ama biliyoruz ki Sovyetler Birliği Troçki’nin elinde olsa 2 sene bile duramazdı. Bir insan ancak hain ise bu kadar kusur ve hatası olur.

Troçki’nin Bolşevik olma hezeyanı

“Lenin demişti ki, Troçki, menşeviklerle anlaşmasının mümkün olmadığını anladığı günden beri “en iyi bolşeviktir””. (Troçki,hayatım,sayfa:356,Yazın Yayıncılık)

Troçki, bu iddiasını kanıtlamak için Stalin’e suç atıp 1 Kasım 1917’deki konuşmaları sakladığı için bilinmediğinden dem vuruyor. Senelerden 2013’te Troçki’nin iddiasını araştırmak için Lenin’in toplu eserlerinin ingilizcesine baktım. Ve gördüğüm kadarıyla ingilizcesinde bile 1 Kasım 1917’deki yazıda Troçki’nin en iyi bolşevik olduğundan bahsetmiyor hatta yazıda Troçki’nin adı bile yok! İşin ilginci ne Sovyetler Birliği kaldı ne de Stalin şayet öyle bir yazı olsa Stalin düşmanları tarafından çoktan açığa çıkarılmış olması lazımdı. Ama okuyucuya bilinemezde bırakmak istemiyorum o yüzden Troçki’ninde çok sevdiği yazılardan olan Lenin’in vasiyetinden bir parça aktarıp bu tartışmayı da kapatacağım:

“Merkez komitesinin öteki üyelerinin kişisel yetenekleri üzerinde tek tek durmayacağım. Ancak bu arada, Zinovyev ile Kamenev’in Ekim olayının tabii ki rastlantısal olmadığına değineceğim. Fakat nasıl Troçki’nin Bolşevik olmadığını kişisel bir suç olarak hesaba katmazsak, bu olayı Zinovyev ile Kamenev’in kişisel suçu olarak hesaba katamayız”(Lenin, 25 Aralık 1922)

Lenin burada sırf Bolşevik olmadığı için suçlayamayız diyor. Oysa ki daha önceki yazılarıma bakarsak Lenin’in bu kadroyu tasfiye etmek istediğini görebiliriz. Konumuz bu olmadığı için ve daha önce de tartıştığımız için bu konu hakkında şimdilik daha fazla yazmayacağım. Ama en azından Lenin vasiyeti, Troçki’nin sözde açıklanmayan, gizlenen metin iddiasını çürütmeye yeter. Sovyetleri yıkmak için diplomatik, askeri, ajanlık işlerine giren Troçki’nin pratik alanda yaptığı hatalarının bir kısmını inceledik. Sormak istiyorum bu kadar hatası olan bir adam Lenin’den sonra ya da Lenin’i devirip iktidara gelse Sovyetler kaç yıl dayanabilirdi? Yalana tapıcıların yaptığı gibi cevabı yanlış seçmemeniz dileğiyle.

26 Temmuz 2012 Perşembe

Lenin'in Vasiyetine Molotov Kokteyli


Günümüz troçkistlerinin en sevdiği belgedir bu Lenin’in vasiyeti .Sanki Lenin vasiyetinde troçkiyi Stalin’in yerine göstermiş,Stalin ile Lenin arasında ilkesel bir ayrım olduğunu belirtmiş vs vs .İlk önce Stalin ile Lenin arasında ilkesel değil yöntemsel bir ayrılık olduğunu belirteyim.Lenin Stalin’in sadece kullandığı yöntemi beğenmemektedir aşağıda size bu kaygısının da neden olduğundan bahsedeceğim.
E.H.Carr Stalin ile Lenin arasındaki Gürcistan sorununu ve Stalin’i kaba diye nitelediğini şöyle anlatıyor “1922 güzünde lenin’in dikkati gürcistan’da olanlara çevirdi.gürcistan cumhuriyetinin sscb’ye katılması için uygulanan prosedüre Gürcistan parti komitesi sert bir şekilde itiraz ediyordu… tiflis’e giden orjonikidze şiddetli bir tartışmadan sonra asi lideri kovarak komiteyi Stalin’in önerilerini kabül etmeye zorladı… Lenin, Stalin’in aceleciliği ve yönetsel konumunu dikkate almayan fevriliğine atıfta bulunarak olup bitenleri büyük rus şovenizminin bir örneği olarak eleştirip Stalin, cerjinski ile orjjonikide’yi şiddetle kınadı… 4 ocak 1923’te Lenin vasiyete bir metin ekledi “Stalin çok kabaydı ve genel sekreterlikten alınarak yerine daha sabırlı,daha sadık,daha nazik…bir kişi getirilmeliydi””(Lenin’den Stalin’e rus devrimi 1917-1929 sayfa:120)
Yazıdanda anlaşılacağı gibi gürcistana katılma konusunda yöntemsel bir tartışma yaşanmış. fakat Lenin neden Stalin’in sert davranmasına kızdı? Bu Stalin’in sosyal milliyetçi olduğunu mu gösteriyordu? .tabi ki hayır. Lenin daha öncede ülkenin geleceği için kötü,sistemi yıkıma götürebilecek olaylarda da kabul etmediği fikirler olsa bile kabul etmiş gibi görünmüştür işte Lenin’in benzer bir konuyla ilgili takındığı tutumu molotov şöyle anlatıyor. “trotski zeki bir adamdı,yetenekliydi,çok büyük bir etkileme gücüne sahipti.lenin bile onunla amansızca mücadele etmiş olmasına rağmen,pravda’da köylü sorunu hakkında trotski ile fikir ayrılığı olmadığını yayımlatmak zorunda kalmıştı.Stalin’in gerçekleri yansıtmadığı için bundan hiç hoşnut kalmayarak Lenin’e geldiğini hatırlıyorum.Lenin onu “ne yapmamamı istiyorsunuz? troçki yüzde yüzü köylülerden oluşan silahlı ellerin desteğinde.ülke zaten tam anlamıyla bir bozgunun içerisinde,bir de biz herkesin önüne kendi üst düzey kavgalarımızı mı ortaya sereceğiz?”(feliks çuyev,molotov anlatıyor sayfa:198). Gürüldüğü gibi Lenin sistem zor bir durumda kaldığında bazen ödünde vermiş istemediği şeyleri de yapmak zorunda kalmıştır.molotov’un stalin’in en yakını olup bu alıntının doğru olmayabileceğini düşünenler Lenin’in “devrimin iki çizgisi üzerine” adlı makalesini okusunlar burada troçki’yi köylü sorunu konusunda nasıl eleştirdiği görülebilir işte Lenin’in görüşü “gerçekte troçki,köylülüğün rolünün “yadsınmasından” sadece,köylüleri devrim için harekete geçirme isteğinde olmamayı anlayan rusya’daki liberal işçi politikacılarına yardım etmektedir.”(Lenin seçme eserler cilt:5 sayfa:174).bu aşamada  Stalin’in Leninle aynı görüşte olduğunu Lenin’in Stalin’in uyguladığı yöntembilimsel  açıdan sorun olabilecek hatalar açısından Stalin’i uyardığı anlaşılıyor hatta bu olay Lenin ile Stalin’in arasını bile bozmamıştı Lenin felçliyken onu görebilen ve onunla konuşan tek kişi şüphesiz Stalin idi. Molotov bu olayı şöyle anlatıyor “Lenin son dönemde Stalin’e çok yakındı,evine gidip Lenin’i görebilen şüphesiz tek kişiydi.Stalin birçok defalar genel sekreterlik görevinden alınmayı talep etmişti ama her defasında da bu isteği merkez komitesi tarafından geri çevrildi.kavga çok çetindi ve Stalin’in görevde kalması gerekiyordu”( feliks çuyev,molotov anlatıyor sayfa:210).yanlız ne olursa olsun Lenin “vasiyetinde” Stalin’i görevden alınmasını istemesine rağmen Stalin neden görevden alınmamıştı? Belki bunu vasiyet adı verilen aslında parti içi öğütler içeren bir mektup olan yazıda eleştirdiği diğer kişilere bakmak ve incelemek gerek.Lenin mektup’ta zinovyev ve kamanev’i ekim devriminin yapılacağı tarihi burjuva basına bilerek verdikleri için onları unutmadığını söylüyor.Molotov Lenin’in bu konuyla ilgili daha sert görüşleri olduğunu şöyle açıklıyor. “Lenin 1917 ekim devrimindeki ihanetleri nedeniyle zinovyev ve kamanev’e fahişe benzetmesi yaptı.fahişe ve grev kırıcısı.”( feliks çuyev,molotov anlatıyor sayfa:237).herhalde böyle adamları bu yorumdan sonra uygun olduğunu düşünmesi tuhaf olurdu.troçkiye ise Bolşevik olmadığını söyleyerek onun genel sekreterlik yolunu baştan kapadı.buharine vasiyetinde de de eleştirdiği gibi marxist olmadığını da daha önceden açıklamıştı molotov bunu şöyle anlatıyor “Lenin onun(buharin) partinin değerli evladı olduğunu söylemişti ama teorik görüşlerinin tam anlamıyla marxist olarak kabul edilemeyeceğini de eklemişti.”( feliks çuyev,molotov anlatıyor sayfa:210).yani partinin  Lenin’den sonra önde gelenlerinden troçkiyi,kamanevi,zinovyevi ve buharini marxist olmadığını belirtmesi fakat Stalin’i anti marxist diye nitelemeyip onda sadece yöntemsel bir sorun olduğunu belirtip onu “kaba”diye nitelemesi herhalde merkez komiteyi Stalin’i bu insanların karşısında alternatifsiz olduğu için istifasını kabul etmediğini açıklamada yeterli olduğu kanısındayım.Stalin o zaman için kötünün iyisi idi ama sonra kendini geliştirip çok büyük başarılara imza atıp sosyalizmi Sovyetlerde inşa ettirme başarısını gösterdi. Şimdi bunun neden bir vasiyet olmadığını açıklamakta fayda olduğu kanısındayım bunu troçkinin ağzından dinlemek bana büyük bir keyif vermektedir bakalım troçki bunun vasiyet olamadığını nasıl açıklıyor “Vlademir Ilyiç herhangi bir vasiyet bırakmamıştır partiye ilişkisinin karakteri gerekse de bizzat partinin karakteri böyle bir vasiyet olanağını dıştalıyordu.menşevik basında genellikle(tanınamayacak kadar tahrif edilmiş bir biçimde) bir vasiyet olarak adlandırılan şey Vlademir Ilyiç’in örgütsel sorunlara ilişkin öğütler içeren bir mektubudur”(troçkinin makalesi “eastman’ın Lenin’in ölümünden sonra başlıklı kitabı üzerine “Bolşevik” no.16,1 eylül 1925 sayfa:68).Ama bahsettiğimiz insan troçkinin kendisi. Lenin’in mektupta troçkiyi Bolşevik olmadığını söylemesine rağmen troçki daha sonra Lenin’in bir vasiyet bıraktığını ve Stalin’in yerine beni düşünüyordu diye bir açıklama yapıp kendini yalanlamaktan bile geri durmamıştır işte troçkinin mektubu tahrifatı “Lenin halk komiserleri meclisi başkanlığı için beni düşünüyordu”(troçki hayatım sayfa:505).troçki gene çark etmişti herhalde bu çark edişi Lenin’den dinlemek ve troçkinin nasıl bir adam olduğunu öğrenmek için Lenin’in şu yazısına bakmakta fayda olduğu kanısındayım “rusya’da marxist hareketin kıdemlileri troçki’yi çok iyi bilirler.bunlara troçkiyi anlatmaya hiç gerek yok ama genç işçi kuşakları onu bilmiyorlar.bu nedenle onu anlatmak gerek.çünkü tasfiyecilerle parti arasında yalpalayan yurtdışındaki beş grubu simgeleyen odur… riyazanov,1903 kongresinde troçki’nin rolünü “Lenin’in sopası” diye tanımlamıştı.1903 sonunda troçki ateşli bir menşevikti,1904-1905 döneminde troçki Menşevikleri bıraktı,kah(ekonomist)martinovla işbirliği yaparak kah onun saçma ölçüde sol sürekli devrim teorisini ortaya dökerek,ortada yalpalayan bir tutum takındı.(tasfiyecilik üzerine,trotski’nin tasfiyeci görüşü,sayfa:296-297). Troçki’nin dengesizliklerini Lenin’den dinledikten sonra gelelim Lenin’in mektubunu Stalin’in neden sakladığına.önce bu mektubu Stalin saklamıyor ve 1956’da ilk kez resmen  basıldığı iddiasının ve Stalin döneminde bu belgenin varlığından bahsetmenin suç teşkil ettiği iddiası gerçekleri yansıtmıyor.bütün bu kirli yalanları Molotov kokteylimizden çıkan alevler bize doğru yolu gösteriyor.işte Molotov’un anılarına önsöz yazan feliks çuyev’in bu konuyu açıklığa kavuşturduğu yazı “geçenlerde televizyonda eski,önemli bir askeri savcının,Lenin’in vasiyetnamesinde Stalin için yaptığı nitelemeyi daha önce bilmediğine ilişkin anlattıklarını dinledim.ben bunu çocukken 40’lı yıllarda okumuştum.babamın kütüphanesinde 1936 yılında yayınlanmış bir kitapta Lenin’in vasiyetnamesinin en sert pasajları üstelik Stalin’in yorumlarıyla birlikte yer alıyordu(Sovyetler birliği komünist partisi(Bolşevikler) tarihini inceleyen yapıtlar derlemesi,politizdat,tiraj 305 bin)" (feliks çuyev,molotov anlatıyor sayfa:21).pes artık! Bu belge hem Stalin döneminde basılıyor hem Stalin bu belgeye yorum yazıyor.fakat gene de bu Stalin’in belgeyi saklamasını ve ölümünden sonra ortaya çıkarıldı yalanını söylenmesine engel olamıyor üstelik 305 binlik bir tiraja rağmen! Bu yazımda Lenin’in vasiyet denilen yazısının aslında parti içi öğütler içeren bir mektup olduğunu Stalin ile Lenin arasında diğer önde gelenlerde olduğu gibi ilkesel değil yöntemsel bir takım görüş ayrılıklarının olduğunu ve Stalin’in alternatifi olmadığı için görevde kaldığını(bence iyi de olmuş) ve mektubun sözde saklandığı yalanını açığa kavuşturması için yazılmıştır.bundan sonra bu konu ile ilgili molotov kokteylinin alevinin insanları daha da çok aydınlatması ve burjuva yalanlara bir daha düşülmemesi ümidiyle yazımı sonlandırıyorum.